Trive Yatırım’ın piyasa değerlendirmesinde, petrol fiyatları ile ABD 2 yıllık tahvil getirileri arasındaki son dönemde oluşan ayrışma ele alındı.
Değerlendirmede, önceki dönemde ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı riskleriyle petrol fiyatları ile tahvil getirilerinin paralel yükseldiği, ancak son bir ayda petrolün 107 dolardan 77 dolar seviyelerine gerilemesine rağmen ABD 2 yıllık tahvil getirisinin yüzde 4,24 seviyesine yükseldiği belirtildi.
Petrolün günümüzde sanayi enstrümanı olduğu kadar finansal bir enstrüman olarak da görülmesi gerektiği ifade edilerek, vadeli petrol kontratlarının geleceğe yönelik beklentilere göre hızlı reaksiyon verdiği vurgulandı. Hürmüz Boğazı’nın açılacağı beklentileriyle yaşanan satışların ardından petrol fiyatlarında hızlı bir düşüş görüldüğü aktarıldı. Enflasyonun ise bir beklenti süreci olduğu, bu nedenle daha yavaş tepki verdiği ifade edildi.
Manşet enflasyondaki yükselişin petrol rallisiyle birlikte normal karşılanabileceği, ancak enflasyonun çekirdek tarafa hızlı aktarımının enflasyon beklentilerini aşağı çekmeyi zorlaştırdığı belirtildi. Fed’in son FOMC toplantısında ekonomik projeksiyonlarda PCE tahminini yüzde 3,6 seviyesine yükselttiği hatırlatılırken, hedefin yüzde 2 olduğu vurgulandı. Bu durumun enflasyon beklentilerinin hedefin üzerine çıktığını gösterdiği ifade edildi.
Fed’in bu yıl faiz artırma olasılığının güçlü olduğu, noktasal grafiklerde 9 üyenin bu yönde tahminde bulunduğu aktarıldı. Bank of America’nın Eylül, Ekim ve Aralık aylarında 25’er baz puanlık üç faiz artırımı beklentisi paylaştığı belirtilirken, daha önce bu yıl faiz artışı beklenmediği hatırlatıldı. Bu beklentilerin ABD 2 yıllık tahvil getirilerini güçlü tuttuğu ifade edildi.
Yapay zeka yatırımlarının da ekonomik görünümde önemli bir faktör olduğu, YZ devriminin ana temasının düşük maliyet ve yüksek verimlilik olduğu ifade edildi. Ancak veri merkezi, enerji altyapısı ve yarı iletken yatırımlarının kısa vadede enflasyonist baskı yarattığı belirtildi. PCE tahminlerinin yükselirken büyüme beklentilerinin güçlü kalmasında YZ altyapı yatırımlarının etkili olduğu aktarıldı.
Bu ayrışmanın olası etkilerine ilişkin olarak ABD dolarının küresel ölçekte güçlü kalmasının kaçınılmaz olduğu ifade edildi. Reel getiri farkının doları desteklemeye devam edeceği, reel faizleri baz alan modellere göre dolar endeksinin adil seviyesinin 106 olduğu, mevcut seviyenin ise 101 olduğu belirtildi.
Hisse senetleri tarafında ise durumun daha karışık olduğu ifade edilerek, teknoloji sektörünün bir noktadan sonra baskı altında kalabileceği, yüksek çarpanlı büyüme hisselerinde kar satışları görülebileceği belirtildi. Bu süreçte perakende, otomotiv, bankacılık, havayolları, tüketim ürünleri ve kamu hizmetleri gibi sektörlerin öne çıkabileceği ifade edildi. Bu rotasyonun teknoloji hisselerinde çöküş anlamına gelmeyeceği, daha çok portföy dengelenmesi ve kısa vadeli nakit yaratma amacı taşıdığı vurgulandı.
Ons altın tarafında ise reel faizlerin güçlü olmasının altın ETF’lerine olan talebi sınırladığı belirtildi. 2025 yılında görülen güçlü rallinin bu ortamda beklenmediği ifade edildi. Asya merkez bankalarının alımlarının sürdüğü ancak güçlü yükseliş için Batı kaynaklı spekülatif alımların da gerektiği vurgulandı. Reel faizlerin yüksek olduğu bir ortamda altının güçlü performans sergilemesinin zor olduğu ifade edildi. ABD 10 yıllık tahvilin reel getirisinin yüzde 2,23 seviyesinde bulunduğu, savaş öncesinde bu oranın yüzde 1,68 olduğu hatırlatıldı. Altının ABD-İran anlaşmasına rağmen güçlü yükseliş gösterememesinin nedeninin de bu reel faiz seviyesi olduğu belirtildi.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 izmithaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.